DERGİ DUYURULAR

DERGİ KATEGORİLER

 

DERGİ ÜYELİK

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum
 

DERGİ ARŞİV

Mart-Nisan-Mayıs
 

İnternet Siteleri


Eskiden bize yapılan hakaretler, yazılı basınla, televizyondan yapılırdı, şimdi, kimin piyonu olduğu belli olmayanlar sitelerden küfreder oldular.
12/04/2009 - 00:03

 

 

 

 

Dava açıyoruz, ama herkesi yakalamak kolay olmuyor. Devletin bu işe bir çare bulacağını umuyor ve bekliyoruz.

 

Yaşar Büyükanıt’ı Aldatamadılar

 

Eski Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükat’ın hakkını verelim.

Onun hakkında bir makale yazmak istediğim konuyu buraya sıkıştırmak istemezdim, fakat bazı sebeplerden dolayı bu kısacık notu düşmeyi uygun gördüm.

Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonrasının Almanya’sıyla Türkiye kıyaslandığı zaman, Türkiye’nin de ileride olduğu bilinen bir gerçek. Ne açıdan? diye bir soru gelirse cevabı malum: O tarihlerde, ahlak başta olmak üzere ekonomide de Türkiye çok önde iken, bir de bakıyoruz ki 1970’lerden sonra Almanya Türkiye’nin çok önüne geçmiş.

Bu kadar geri kalışımızın sebebi nedir? Şüphe yok ki, birincisi devleti idare eden ellerin mahir olmaması, ikincisi ise sık sık yapılan darbeler.

Şimdi iyiye doğru gidiyoruz hamdolsun. Neden? Çağdaş yobazların tek kurtuluş yolu gördükleri askeri cunta yapılmadı da ondan. Bunca tahriklere rağmen neden askeri cunta yapılmadı ve ülkemiz bir adım daha ileriye doğru gidebildi? Bunun iki sebebi var. Fakat en önemli sebebi (Bana göre) eski Genel Kurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt’tır. Küçük beyinlerin tahriklerine kapılmadı. Darbe konusunda oyuna gelmedi. (Keşke aynı iradeyi “İrticacı” denilen, o temiz subaylar için de kullansaydı da onların ordudan atılmasına karşı çıksaydı,) Türkiye’ye bir canlılık geldiyse ve bir askeri darbe, ile yirmi yıl geriye gitmediyse, burada hakkını yemeden itiraf etmeliyiz ki, Büyükanıt tahrik edenlerin oyununa gelmediğinden oldu bu. Ne yiğit öldürelim ne de hakkını yiyelim. Tam gerçeği görelim.

İleri gidişin diğer sebebini siz iyi bilirsiniz.

 

Çin Malı Alan Vatan Haini mi?

 

Çin malı satışı tüm  dünyada aldı başını gidiyor. Çin halıları Çin çantaları, Çin oyuncakları Çin’in her alana yayılan eşyaları. Hatta bizim kahramanlarımızın heykelini bile yapıyorlar, yarısı Nasreddin Hoca, yarısı kovboy türünden.

Dünya ekonomisini yerle bir edebilecek ucuzlukta ama o nisbette kalitesiz olan (Kaliteli de olsa almamalıyız) malların haddi hesabı da yok. Fakat ileriyi göremeyen bazı insanların anı değerlendirme hastalığı olduğu için, dayanmayacağına değil o anki ucuzluğuna bakıyor ve alıyor.

Bir arkadaşım anlatıyor,

Bana Çin malı kaç hediye geldiyse hepsi de toplum içinde benim mahçubiyetime sebep olmuştur.

Bir defasında karşıdan karşıya geçerken Çin malı terliğin bağı koptu!

Bir defasında çantamın sapı koptu.

Bir defasında hediye götürdüğüm elbise (Bana da hediye gelmişti) sökük çıktı. Ve daha bir çok şeyleri kullanamadım.”

Ben bilerek asla ve asla Çin malı almam. Ama gelin görün ki insanların çoğunda olduğu gibi bende de bazen aptalca alışveriş yapma eğilimi vardı. O da şu: Bir şey alırken hangi ülkenin malı olduğuna bakmazdım. Bir eşya Türkiye’de ise sanki, mutlaka Türkiye malıdır diye etikete bakmazdım. Şimdi bakıyorum. Yerli malı değilse almıyorum. Benim vatandaşımın çalışmaktan nasır tutmuş elleri ahirette yakamda olur diye düşünüyorum. Başka ülkeden gelen nesneyi de bilerek almam. Benim kardeşlerim tarlada çapa yaparken onca ter döksün, ben gideyim, ithal meyve ithal zebze alayım. Olacak iş değil, kendimden utanırım. Ben nasıl çapa yapılır bilirim. O güneşin altında çapa yaparken akşamın gelmesini dört gözle bekledeğimde henüz çocuktum. Akşam olunca eve gidecek dinlenecektim. Fakat çocuk olmayan kadınlar eve gelince de dinlenemeyeceklerdi ve hâlâ dinlenemiyorlar. Yarın mahşer günü, o tarlalarda çalışan kadınlar ve erkekler, “Neden bizi düşünmedin de ithal sebze ve eşya aldın?” derlerse ben ne cevap veririm? Veremem. O halde tedbirimi şimdiden alırım.

Hem, sadece bizim ülkemizdeki insanlar hesap sormaz bizden. Çin’de karın tokluğuna çalıştırılıp (ki o da şüpheli) ucuza mal edilen mallarda, o ezilen, el emeği alın teri sömürülen işcilerde var. (Zaten bana göre Çin, işci sömürdüğü için yıkılacak!) O işciler, Çin ne kadar çok satış yaparsa o kadar çok çalıştırılıyorlar. Kölelerden beter durumdalar.

Sonra ülkemden giden döviz... Vatanını seven bir insan neden ülkesinin dışına döviz akıtsın ki? Hem buna nasıl gönlü katlanır ki? Şahsım adına, mecbur kalmadıkça, zehir yerim Allah’ın izniyle yine de ithal bir şey yemem.

Bir başka yönü daha var. Biz Çin’i besledikce, Çin Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize daha rahat vuruyor. Hem de bizden aldığı güçle vurduğundan kardeşlerimizi iki misli daha fazla yakıyor bu tokatlar, İsrail misali.

Geçenlerde bir telefoncuya girdim.

“Bana, kaliteli bir telefon verin. Çin malı olmasın.” dedim.

Verdi. Telefonu bir çevirdim. Altında Çin malı anlamına gelen MADEIN CHİNA damgası var. Tenbih ettiğim halde, elime yine de Çin malı verilmesi beni sinir etti. Dedim, “Neden elime Çin malı verdiniz?” Malı satan şahıs temiz bir insana benziyordu ama bu durum sinirimi yatıştırmaya yetmedi. Bana ne dese iyi “Ama siz kaliteli olsun, dediniz.” “Çin malı kaliteli mi olur, kaliteli de olsa fark etmez.” dedim sadece. Hırsla telefonu bırakıp mağazadan çıktım. Demek etiketine bakmasam kendi ellerimle Çin’e para göndermiş olacaktım. Bu işi öyle dert etmişim ki, aklıma Başbakanımızın, Suudi Arabistan Kralına verdiği mesaj geldi. (Başbakan’ımızın eline Çin malı havlu verildiği için yaptığı sitem şuydu: Neden Türk malı havlu değil bu? Dünyanın en güzel havluları bizim ülkemizdeyken üstelik.)

İyi de, kendisine ulaşabilsem sorardım, Başbakanım, sizi sevenler bile Çin malı kullanıyorlar. Üstelik Türkiye’de oldukları halde.

Bu konuda çok dertliyim. Okunacağını bilsem kitap yazardım. Hem de hemen.

Bir şey daha anlatayım.

Evime halı alacaktım. Yörük halısına bayılıyorum ama bütçeme uygun yörük halısı yoktu. Araştıracak zamanım da olmadığı için güzel görünen halılardan ihtiyacımı aldım. Yıllar sonra bir de ne görsem iyi! Meğer aldığım halı Çin malı değil miymiş! Her defasında değilse bile, salona girdiğimde sık sık hatırlıyor kahroluyorum. Param Çin’e gitti ona mı yanayım? Türkiye’de halı dokuyan kardeşlerime ihanet ettim ona mı yanayım? Yoksa Çin’in zulm ettiği kardeşlerime bir tokat da benden gitti ona mı yanayım! Şaşırdım kaldım. Resmen huzurum kaçtı. O   halıyı elden çıkarsam hemen Yörük halısı alsam, ya da Doğu’da dokunan herhangi bir halı... İnanıyorum ki bayağı rahat edeceğim. (Sadece Çin malı mı?)

Vatan haini, benim için dinsiz ama kimseye zarar vermeyen kişiden daha zararlıdır. Din tanımayan kendini cehennemlik yapar, o sadece kendisini batırır. Ama vatan haini vatanımı batırır.

Şimdi düşünüyorum. Vatan haini kime denir, nasıl olur? Kur’an okuttuğu için dönemin askerinden dipcikler yiyen nezaretlere atılan dedeciğim derdi ki, “Bana sorulsa, bilerek vatana zarar veren herkes vatan hainidir! Ama, bazı vatan hainliği katmerli bazıları daha az hainliktir ama az hainlik de hainliktir.”

Nerden nereye geçtim.

Yanlış anlaşılmasın. Ben kimseye vatan haini demiyorum. Sadece düşünüyorum, az hainlik nedir? Ve o azlar çoğalırsa ne olur?!

 

İhlas Holdingin İhlası

 

Daha önce bu sayfalarda İhlas Holding’e gücendiğimiz konuları dile getirdik. Şimdi de İhlas Holding’i tebrik etmeye sıra geldi. İhlas, kime borcu varsa, onlara “Azar azar da olsa borcumuzu ödeyeceğiz.” diyormuş. Gerçekten de, bazı tanıdıklarım vardı paralarını aldılar.

Allah’tan korkan borçlunun, borcunu ödeyemediği zaman borçlusuna “Merak etme, geç de olsa paranı ödeyeceğim.” demesidir. Telefonlara çıkmamamak, ne yapalım battık, demek yetmez. Çıkmak ve borçları ödemek için çaba sarf etmek gerekir. İhlas bu konuda iflasın arkasına sığınmadı.

Tebrikler İhlas! Allah yardımcınız olsun borcunuzu bir an önce ödeyin. Sizin başarınızı kendi başarımız kabul ederiz.

 

Bitmeyen Romanım

 

Üç yıldır devam ettiğim ama hâlâ yarıya bile gelemediğim bir romanım var. Bu roman için Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerini tekrar okudum. Kiminde cennet cehennem yok, bazısında içki içmek yasak, İsa (a.s.) sünnetli, ve de İsa (a.s.) mabedde. Bazıları mabedi inkar ediyor, bazı Hıristiyanlar sünneti inkar ediyor. (Son papa galiba sünneti uygulatacak)

İncilleri okudukça bir kez daha Kur’anın İncil’i ve Tevrat’ı içine alan ve çağa göre İncil’i tamamlayan yüce ve bir kelimesi dahi değişmeyen bir kitap olduğu o kadar açık ki. Bunu dünyaya hâlâ anlatamamanın ızdırabını duyuyorum. Öyle bir roman olacak ki, Allah’ın izniyle, bu romanımı ateistler bile okumak isteyecekler.

Şimdi ismini merak eden olacak ama söylemeyeyim. Bazı kardeşlerim, ben ismi önceden söylüyorum onlar o isme yakın taklit bir isim koyuyorlar, benim kitap çıkınca, bu defa ben onları taklit etmiş konumuna düşüyorum. Hiç hoşlanmadığım bir durum oluyor bu. Şu kadarını söyleyeyim, bu romanım belki bin sayfa olacak ama her kesimin, her yaşın okuyacağı bir roman olacak. Hayırlısıyla bitirmem için dua edin.

 

Gençler

 

Babam öleli hüzün beni terketmedi. Anne ve babanız kötü bile olsa, size tavsiyem onları kırmayın. Onlarsız dünya o kadar ıssız ki. Yaşamadan bilirseniz sonra ızsızlığa ilaveten bir de vicdan azabı çekmezsiniz. Bende, şu anda babasını çok memnun gönderen evlat rahatlığı var. Bu rahatlık, harika bir huzura dönüşüyor yer yer, buna inanın.

 

Vefa Borcu Diye Bir Şey Var

 

Bazı  dindarların çok vefasız olduğunu görmek ateş gibi yakıyor insanı.

Fetullah Gülen Hoca Efendi, “Dünyanın her tarafına okullar açılsın, ülkemiz tanıtılsın, insanlığa hizmet olsun.” şeklinde fikirler beyan etmiş, onu sevenler de, “Hocamızın bir bildiği var ki böyle söylüyor, o halde çalışalım.” demişler ve okulları açmışlar. İnançla elde edilen azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz.

Açılan okullardaki öğrenciler, fizikte kimyada ve matematikte, ya birinci ya ikinci üçüncü oluyor.

Bir bakıyorsunuz Samanyolu TV ile bir iki kanal daha onlardan bahsediyor. Hani diğer kanallar? Hani yazılı medyada, Vakit, Yeni Şafak ve Zaman Gazetesi dışındaki gazeteler neredeler? Hadi benim gözümden kaçan bir gazete daha olsun. Ya ötekiler? Vatanseverler nerde? Vatana bundan büyük hizmet mi olur? Neden onlardan bir teşekkür yok. Yoksa, o hizmetleri hâlâ göremiyorlar mı?

Vatandaş vatandaşın kıymetini bilmezse, kıymetin kıymeti kalır mı?

Allah Celle (şanı yüce), uzaklarda ter döken bütün kardeşlerimizden razı olsun. Bizim elimizden, nur kervanına dua etmekten başka bir şey gelmiyor ki... Ve diliyorum Allah şanı yüceden Fethullah Gülen vefasızlardan davacı olmasın. Ve bir şey daha, vefasızlık beni kahrediyor.

 

Hasan Mezarcı’yı Hatırladım

 

Bir kum tanesi bize koca çölün haberini verdiği gibi, nice küçük şeyler büyüklerin habercisidir. Bu uğurda boşa kitap yazılmamış.

Bazen bir küçük cümle, bir büyük zihniyetin belgesidir. Büyük nefretler, yapılmayan küçük görevlerin birikimidir. Bütün bir vücudun insani özelliği, küçücük kalpten anlaşılmaktadır.

Hasan Mezarcı’nın söylediklerinin çoğu doğru çıktı, ama bir sözü var ki, tarihe not düşecek kadar önemli. “Öyle küçük cümleler var ki, o cümlelerin içinde koca millet boğulmuştur.”

Günümüz Müslümanları akidesini bile bilmiyor ki küçük sözlerle koparılan fırtınaları bilsin. Cihadımız sürmeli dostlar. Bizim cihadımız insana rahmet olmalı.

 

Bir Tilki Hikayesi

 

Masal ya bu, adının insanlar arasında “Kurnaz”a çıktığını duyan bir tilki insanların içine girer ve onların arasında bir süre yaşar. Sonunda dayanamaz arkadaşlarının yanına döner. Hayret ve şok halinde görüşünü söyler.

“Arkadaşlar, bize kurnaz diyenlerin ne kadar entrikacı olduğunu gördüm. Biz aç kalınca entrika yapar tavuk yeriz, ama insanlar fazla tokluktan insan yiyorlar.

Ne olur, onlardan uzak duralım, bize insanlık bulaşmasın.

Not:Lütfen tanıdığınız kişilerin sitesi değilse internete doğru bilgi konusunda güvenmeyin...

 

 

DİĞER HABERLER

Bu Bilgileri Hatırlayalım.
* Anne sütü ile büyümeyen çocuklarda, ruhsal zenginlik eksikliği görünüyor.
İçimizdeki Gökyüzü Kararmadıkça
Hüzün dolsa bütün hücrelerimize...
İnternet Siteleri
Eskiden bize yapılan hakaretler, yazılı basınla, televizyondan yapılırdı, şimdi, kimin piyonu olduğu

n

 
 

MEKTUP DERGİSİ
© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
info@mektupdergisi.com |  abone@mektupdergisi.com