DERGİ DUYURULAR

DERGİ KATEGORİLER

 

DERGİ ÜYELİK

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum
 

DERGİ ARŞİV

Mart-Nisan-Mayıs
 

Asile İle Ali’nin Hikayesi


Ben Asile

Yıllardır yazmayı düşündüğüm öykü için nihayet kalemi elime aldım.
12/04/2009 - 00:16

Size anlatacaklarım öyle çok, öyle  çok ki, öylesine de derin ki duygularım. Eminim genç kızlar, sizler bu öyküden payınıza düşeni alacaksınız.

Yıllar yılı ciğerimi yakan, gülmeye hasret bırakan zavallı aşkın, nasıl harcandığını, en önemlisi, benim nasıl umutlarla ne olduğumu sonra tekrar nasıl ne hale geldiğimi anlatacağım size. Cümle biraz karışık oldu, çünkü bazı duygular adlandırılamıyor, karışık buruşuk cümleler sanki anlatıyor gibi gelir bana.

Daha ilk baharımdaydım. Büyük bir fırtına atlatmış, bir daha hiç kimseye güvenmeyeceğime dair kendi kendime sözler vermiştim defalarca. Yıllarca sözümde durdum da. Ölene dek duracaktım da. Ne olduysa nasıl olduysa dünyamı değiştiren olayın ilk siren sesi oluverdi bir sabah. Hazırlanıp okula gidecektim, saçımı tarıyordum, birden amcamın oğlu Ali’yi gördüm. Gel de hatırlama o türküyü;

Sabahın seher vaktinde,

Ali’yi gördüm Ali’yi.

Görmez olaydım.

Ali bana çok iyi davrandı, ben de ona. Aramızda herhangi birşey olamazdı, ona Ankara’yı gezdirecektim. O misafirimizdi.

Gezdirdim.

Günlerce beraber gezdik.

Aklımda, duygularımda ona karşı farklı birşey yoktu. Kalbim aşka kilitliydi sanki. “Beni kimse etkileyemez, ben kimseye aşık olmam.” diyordum, başımda bulutların gezdiği, ayaklarımın da yere basmadığı dönemde.

Ali’yi bir kardeş gibi çok sevdim. Öyle cana yakın, öyle anlayışlı, öyle insanı dinlendiren tavırları vardı ki. Onun yanında kendimi dünyanın en mutlu insanı benim sanmaya başladım. Ne haddime ise. Hatta daha da ötesi var. O benim amca oğlu olmaktan başka birşeyim değilken, birden bire herşeyim oluvermişti ama ona bunu hissettirmiyordum. Hissettiremiyordum, çünkü yaşadığım duygunun adını koyamamıştım.

Ali öyle ince anlayışlı bir insandı ki, yüzümdeki çizgisiz hatlarda bile benim ruh halimi çözer, gözlerimi ışıl ışıl okur, kimsesiz dünyamda çoğul kimseler oluverir hemen sorardı, “Neyin var Asile? Üzgün gibisin.” Ben de “Yok birşey”le geçiştirirdim problemlerimi.

Onu anlamaya çalışırdım. Nasıl bakıyor bana, bu bakışın anlamı ne? Nasıl manalar çıkar bu bakıştan? Beni kardeş gibi mi seviyor başka türlü mü? İçimde boğuşurken, bir gün, “Biliyor musun Asile, ben birine aşığım ama söyleyemiyorum” dedi. Hemen kararımı vermiştim. Bana kardeş gibi bakıyordu, çünkü sevdiği vardı.

Uzun süre onu ikna etmeye çalıştım. “Cesaretli ol. Söyle ne olacak? Senden iyisini mi bulacak. Sen çok anlayışlı bir insansın” dedim.

“Olmaz, ya onu hepten kaybedersem. Cesaret edemiyorum Asile. Kalbim duracak nerdeyse.”

Ona yazdığı aşk şiirlerini okuttu bana. Aman Allah’ım! Ali aşkından yanıyor. Sevdiğine kavuşmazsa yaşayamaz bu genç. Şiirlerinde, öyle derinlikler, öyle sevgi öyle aşk vardı ki, Ali’ye yardım etmek için çırpınıyordum. Tahmin ettiğiniz gibi Ali’nin aşık olduğu insanın ben olduğumu anlamamıştım, anladığım zaman şokların şokunda olacaktım.

Bazen Ali’yi ağlarken görüyordum. Yalvarıyordum şu kızı söyle, gidip onu ikna edeyim, olmazsa kaçırırsın. O zamanlar günah olup olmadığını bilmediğimden ülfet artıracak samimiyetim devam ediyordu.

Yine alev alev şiirler elime veriliyor. Yine okudukça ben alev alev yanıyorum Ali adına.

Derken birgün caddede giderken, sevdiği kızın ben olduğumu ima etti. Oracıkta dondum adeta. Nasıl olurdu böyle bir iş, günlerdir ben, benimi dinliyordum.

Ne yaptığımı hatırlamıyorum. Aylarca hergün elime bi şekilde mektubu geliyordu. O zaman henüz cep telefonu çıkmamıştı.

Ali’ye birşey söylemeden amcamın fikrini aldım. “Asla olmaz” demiş. Ben de “Asla olmaz” dedim. Dedim ama Ali “Beni senden, Allah’tan başka kimse ayıramaz. Asileem! Ben sana kavuşamazsam ölürüm” dedi.

Gerçekten, bana kavuşamazsa öleceğine inanırdım. Gençken insan bir aptal mı oluyor acaba, yoksa bana özel bir aptallık mıydı anlamamıştım.

Ali’nin gözyaşları, Ali’nin şiirleri, Ali’nin beni çok iyi anlaması, Ali’nin bana aşkımıza garanti vermesi, gönlümün ona konmasına, aşk denilen yanardağın kalbime oturmasına sebep oldu.

Gençler! O zamanlar gençtim, şimdi kırkımı doldurdum. İnanır mısınız ben artık Ali’siz yaşayamam sanırdım. Onun uzakta olduğu zamanlar, kapıya yaklaşmışsa kokusunu alırdım. Dini bilgim ve yaşantım da yoktu ki, Allah’tan sabır isteseydim. Bilmezdim. Ona aşık kalbimle başbaşa yaşardım.

Ali’ye hâlâ evet dememiştim. Çünkü amcam istemiyordu. Ama önceden Ali’ye acırken şimdi kendime acıyordum. O bensiz yapamazdı ama ben de onsuz yapamazdım ki artık. Gece gündüz ağlıyordum. Ona kavuşmalıydım ben ama nasıl. Ailevi problemler uğruna amcam beni, hiç bir zaman benim olamayacak Ali’me kavuşmama izin vermiyordu, vermeyecekti.

İkimiz de ağlaştık bir gece. Karar verdik. Şu şu tarihte ailelerimizden habersiz evlenelim.

- Tamam mı Asilem?

- Tamam. Ben ölümüne sözümdeyim.

- Asilem. Ya vazgeçersen!

- Asla.

Vazgeçebilir miydim hiç. Onsuz nefes bile alamazdım ki. Beni bu hale getirmişti Ali’nin bana olan aşkı. Ve onun benim taa kalbimin, ruhumun derinliklerini anlaması...

Aramızda sözlenmiştik. Onu dağ gibi güçlü görüyordum. “Amcam kabul etmezse ne yapar yapar benimle evlenir, benim için dağları deler” diyordum. Benim Ali’ye güvendiğim tarzda bir güven ancak Allah’a olurmuş ama bilemezdim o zamanlar.

Aramızda sözlendik ya, Ali karda kışta iki saat yürüyerek beni görmeye geliyor, yine yazdığı şiirlerden bir demet veriyordu tutuşturduğu kalbime.

Derken ondan yirmiyedi gün ayrı kaldım.

Evlenmiş... Bana zehir zemberek mektup da yazmış üstelik. Birilerinin oyununa gelmiş.

İnanır mısınız yeryüzünde deprem var sandım. Yer ve gök bana göre sallanıyordu. Ordan ötesini hatırlayamıyorum.

Aylarca kendime gelemedim. Yıllarca o acı, o aldanış o güvenimin yıkılışı, ona o kadar güvendiğim için kendime acıyışlarım. Her aklıma geldiğinde geçirdiğim travmalar. Yaşamayanın bilemeyeceği acılarla yaşarken aylar sonra onların evine gittim. Elimdeki paketi ona uzatıp hiçbir şey yokmuş gibi “Ali şunu alır mısın?” dedim.

Evlendikten sonra ilk kez görüşüyorduk. Ben hiçbir şey olmamış gibi yapmalıydım bir de baktım o da aynı mod’a girdi. En ufak bir mahcubiyet izi yoktu yüzünde. İnanamıyordum. Bir insan nasıl olurdu da bu kadar değişirdi. Ondan ilgi beklemiyordum, tabi ki benimle geçmiş hakkında konuşamazdı. Ama ben bana aşık olan o gencin nereye gittiğini o aşk sanılan şeyin aslında ne olduğunu hep aradım, sordum soruşturdum.

Sahi, o gözyaşları hangi denizde acaba? Bir gün konuşacaklar mıdır? Aradan onlarca yıl geçti. Kalbimdeki sızı geçmedi. Çok sevdiğim insanlara onun yüzünden güven duyamıyorum.

Geçen yıl onu gördüm.

Öykümün adını “Asile ile Ali’nin Öyküsü” koydum ya, yanlış koymuşum. Ali’nin Asile ile bir öyküsü yok, varsa da silinmiş. Ali bana aşık olmamış aslında, beni sevmiş, bana ilgi duymuş ama aşık değilmiş meğer, onu anladım. Yüreğimde ateş yakan Ali’den eser yok.

İki çocuğu olmuş. Bana resimlerini gösterdi. Öyle mutlu mutlu gösteriyordu ki, ben acaba rüya mı görmüştüm? O ağlayan genç Ali değil miydi? İmkansız bir şey. Aman Allah’ım!

Gerçekten ölem ben. Böylesine hüsrana kalbim nasıl dayanmış.

Yıllar geçti, ama aldanışımın acısı hala geçmiyor. Kendimi hala affedemiyorum.

Gençler, bu öyküyü ablama vermek istememin en büyük sebebi sizsiniz. Sesim size ulaşsın istiyorum. Bu da ancak bir yayın organıyla olurdu. Ne olur, kalbinize mukayyet olun, ne olur hiç kimseyi, Allah’a güvenir gibi güvenerek sevmeyin. Öyle bilinçli sevin ki, darbe alırsanız yıkılmayın.

Eminim “Neden, nasıl vazgeçmiş?” diye merak ediyorsunuz.

Öğrendim.

Amcam baskıyı arttırmış. Benim de başkasıyla evleneceğimi sanmış, sanmasaymış değil mi? Bana sorsaymış... Amcamın baskısına diretseymiş...

Dedim ya, Ali’de benden eser kalmamış. Aslında ben de hâlâ anlamış  değilim. Yoksa gerçekten rüya mıydı yaşadıklarım?

Anlıyorsunuz değil mi? Travmam böylesine büyük olmuş.

Tekrar ediyorum. Ne olur, güvenin sevdikleriniz güvenilirse, ama benim gibi aptalca ve Allah’a güvenir gibi olmasın temiz güvenleriniz.

 

DERYA AKAR'A

Mektup Dergisi Yazarlarından Derya Akar'ın telefon numarasına ulaşamıyoruz.Adresini Bulamıyoruz. Kendiasini tanıyanlardan rica ediyoruz,aradığımızı kendisine söyler misiniz?

 

DİĞER HABERLER

Akrabalarım ve Ailem Göçediyor!
Ölümler, bir yandan acı verip giderken bir taraftan da bize Kur’an’dan sonra en büyük vaazı da verip
Spastik Yavrusunun Acısı
O bir babaydı. Yavrusunun sipastik oluşu onu can evinden yakıyordu.
Asile İle Ali’nin Hikayesi
Ben Asile

Yıllardır yazmayı düşündüğüm öykü için nihayet kalemi elime aldım.
Öldürülmakten Korkma Birtanem,Seni Dualarımız Kuşatmıştır.
Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla.
Canımın canı bitanem, sana bu mektubu gecenin yarısı, bütün

n

 
 

MEKTUP DERGİSİ
© 2009 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Destek :
info@mektupdergisi.com |  abone@mektupdergisi.com